Merhaba Blazers Sempatizanları ve NBA Severler,
Normal sezonun sonuna gelinmesiyle heyecanlı bekleyiş başladı.
Portland için sezon önce heyecanla başladı, sağlık sorunlarının beraberinde getirdiği değişimin ardından sezon bitimiyle herkesin kafasında soru işaretleri…
Geçtiğimiz yıl Portland 54-28’lik derecesiyle sezonu 4. bitirmiş, ev sahibi avantajına sahip olduğu seride tecrübesizliğinin de etkisiyle Houston’a 4-2 kaybetmişti. Bu sene ise 50-32’lik dereceyle 6. Sırada sezonu tamamlayarak playofta karşısında Phoenix’i buldu.
G.State’den sonra sakatlıktan en çok çeken takım olan Portland aslında sezon içinde eksik kadro ile mücadele etmeyi öğrendi. Kadronun en dar olduğu zamanlarda San Antonio’yu, Dallas’ı deplasmanda yenerken kimi zaman genç gard J.Bayless parladı, özgüvenini kazandı; kimi zaman A.Miller 52 sayı atarak skor da yapabildiğini gösterdi, kimi zaman da M.Webster parladı. Dolayısıyla sakatlık sorunlarıyla boğuşurken takım dağılmak yerine bunu fırsata çevirdi.

Sezon içinde önce Oden sonra da Przybilla’nın sakatlanmasının ardından uzun süre Juwan Howard’ın beklenmedik katkısıyla playof yarışından kopmayan Blazers, GM Pritchard’ın akıllı hamlesiyle Camby’nin takıma kazandırılmasıyla iddiasını korudu.
Batı konferansındaki diğer playof takımlarına baktığımızda Portland’a ters gelen iki takım vardı;
Utah (0-4)
Denver(1-3)
Portland için öyle bir playof yolu çizildi ki bu iki takımdan biriyle ancak konferans finalinde karşılaşabilecek. Diğer 5 takıma ise sezon içinde Portland üstünlük sağladı;
Lakers (2-1)
Dallas (3-1)
Phoenix (2-1)
Spurs (3-0)
Oklahama City (3-1)
Playofa başlarken en büyük soru işareti şüphesiz Roy’un sağlık durumu. Hem kolej kariyerinde hem de NBA kariyerinin ilk yıllarında her iki dizinden de atroskobi operasyonu geçiren Roy’un Lakers maçında Artest ile dizdize çarpışması Portland taraftarlarının tadının kaçıran son şanssızlık oldu. Dizlerini iyi hissetmese de Roy playofta takımı yalnız bırakmak istemiyor, doktorlar da oynamasının sakatlığını artırmayacağını söylüyor ancak önemli olan soru şu; zaten yaz boyu dinlendireceğini söylediği dizleri bu sakatlığının ardından Roy’u ne kadar yavaşlatacak. Roy’un oyun stiline baktığımızda zaten fizik gücüyle değil aklıyla oynadığını biliyoruz ancak yine de maça ne kadar adapte olacağını ve ağrılı haldeyken maç içinde doğru kararlar verip veremeyeceği soru işareti.
Sakat bir oyuncuyla yola çıkmak Portland için hata olur, zira takım zaten Roy’suz da kazanmayı öğrenmiş durumda. Dahası sezon boyu süre alamamaktan şikayet eden Rudy Fernandez için bulunmaz bir fırsat doğmuş durumda ve pekala Rudy ilk beşte başarılı oynayabilecek potansiyelde, diğer taraftan M.Webster’ın da istikrarlı süre bulduğunda ne derece yararlı olduğunu sezon içinde gördük. Aynı şekilde genç gard J.Bayless da sorumluluk verildiğinde ve süre aldığında karşılığını verdi sezon boyunca.
Playofta şüphesiz takımların hem fiziksel hem de mental sertlikleri test edilir. Roy’un dizlerinin playof sertliğinde onu ne derece parke üstünde tutacağı belirsizken şu soru akla geliyor; takımın liğderi kim olacak? Sessizliğiyle nam salmış Andre Miller’dan bunu beklemek mantıksızlık olur, R.Fernandez, N.Batum, J.Bayless ve M.Webster zaten düşünülemez, Aldridge de karakteri itibarı ile bu rolü üstlenecek biri değil geriye takımda ilk sezonlarını geçiren iki oyuncu kalıyor, playofta 2.turu gören iki oyuncumuz var; Camby ve Juwan H. İkisi de 74 doğumlu. Bu ikiliye önemli yük düşüyor, özellikle Juwan H. Bu rolü üstlenebilecek yapıda biri. Ancak yine de takımın saha içinde ayakta kalması için tek yol zamanında Detroit’in yaptığı gibi takım oyunu. Egosu yüksek olup takım oyununu bozan oyuncu barındırmayan Portland bunu başarabilir. Sezon içinde de bunu gösterdi.
Phoenix eşleşmesinde oyuncu eşleşmeleri de şöyle olacak;
Nash, Dragic A.Miller, Bayless
J.Richardson, Barbosa R.Fernandez, Roy?
G.Hill, Dudley Batum, Webster
A.Stoudemire, Frye Aldridge, Cunningham
J.Collins, Amundson Camby, Juwan H.
Eşleşmede kritik nokta şu; hangi takımın oyun anlayışı hakim olacak?
Nash ve G.Hill gibi kariyerinin sonlarına yaklaşmış iki liğderle birlikte tempolu oyun anlayışını benimsemiş olan Phoenix; batının en skorer takımı, aynı zamanda da T’Wolves’tan sonra en çok sayı yiyen takımı.
Genç kadrosuna rağmen set oyununu tercih ettiği için genelde temposuz maçı tercih eden Portland ise batının en az sayı yiyen, Clippers’tan sonra da en az sayı atan takımı.
Parke üstünde Nash oyunu hızlandırmaya çalışırken A.Miller ise set oyununu kurup post-uplarını uygulamaya çalışacak. Sezon içinde J.Kidd ve S.Nash’in oyununu bozabileceğini gösterdi A.Miller.
Serinin gelişimini oyun kuruculardan çok pota altı etkinliği belirler. İki takım uzunları arasında A.Stoudemire en iyisi olarak dikkat çekmekte ancak Frye, Collins ve Amundson rakibi rahatsız edebilecek oyuncular değil, belki şut ritmini yakalarsa Frye ama o da sınırlı. Portland ise Aldridge-Camby-Juwan üçlüsüyle bu bölgede daha etkin olabilir. Özellikle Camby’nin A.Stoudemire’ı ne derece yavaşlatacağı merak konusu.
Serinin joker oyuncuları ise M.Webster ve Barbosa olacaklar. Kenardan gelerek verecekleri katkı düzeyi maçın galibini belirleme konusunda önemli bir etken olacak.
Roy’suz kadrosuyla Suns, Mavs, Spurs ve Lakers’ı yenmeyi başaran Portland’ta Roy’un yokluğunda A.Miller’ın daha rahat oynadığını; J.Bayless, R.Fernandez ve M.Webster’ın daha etkili olduğunu düşünürsek sezon içinde Suns’a 2-1 üstünlük kuran Blazers’ın Roy’suz bir rotasyonla da Suns’ı zorlayabilir, ters gelen oyun yapısı sebebiyle favori olmasa da seriyi kazanması sürpriz olmaz.