Normal sezonun bitmesine 15 gün kala her iki konferansta da play-off yarışı iyice kızıştı. Bizim tarafta yani Doğu’da ise 4’lü bir yarış var potaya girebilmek için. Magic, Nets, Pacers ve Knicks 7 ve 8. sıraları alabilmek için uğraşıyorlar. Dışarıdan izleyen ve tarafsız olan gözler için son derece eğlenceli ve zevk veren bir mücadele. Ama ya ben ya da benim gibi fanatikler için!?! Bu tam bir işkence!
Orlando Magic son 2 sezonu bir sürü çalkantı ve enteresan olaylar yaşayarak 36 – 46’lık derecelerle bitirdi. Ne yapılan takasların ne de Koç değişikliklerinin sonuca bakıldığında bir etkisinden bahsetmek mümkün değil. Dün neysen bugün de osun. Hep bir yeniden yapılanma lafı dolaştı durdu. İskeletin belirlenmesi ve üzerine şampiyonluk adayı bir takım inşası. Önce GM Weisbrod gitti yerine Otis Smith geldi. Sonra Davis’in kovulması kısa bir Jent dönemi ve hemen arkasından Brian Hill’in Koç’luğa getirilmesi. Bu sırada takımdan kimler geldi kimler geçti: T-Mac, J.Howard, T.Lue, K.Cato, S.Francis, C.Mobley… En sonunda geçen sezon yapılan takaslarla ve 11. sıradan seçtiğimiz Redick’le artık işlerin yoluna girdiği ve en azından konferans finali hedefi güden patlamaya hazır bir bomba olduğumuzdan bahsedildi. Hem de geçen sezonu 16-6’lık bir seriyle bitirmemiz çok tehlikeli bir takım olacağımızın sinyallerini vermişti.
Sadece sonuçlara bakarak konuşacak olursak lige girişimiz fırtına gibiydi ilk 19 maç sonunda 14-5’lik dereceyle Konferans lideri ve NBA 2.siydik. Muhteşem bir ilerleme harika bir atılım gerçekleştirmiştik. Gerçekleştirebilmiş miydik? “Tesadüf olmadığına inandırmak istiyorsan insanları yaptığının, o zaman tekrarlamalısın bunu mütemadiyen, bıkmadan ve usanmadan.” diyordu nerede, ne zaman okuduğumu hatırlamadığım ama beynime bir hayat felsefesi gibi kazınmış bu cümleyi söyleyen adını çıkartamadığım kitabın isimsiz yazarı. Bugün derecemiz 34 – 40 yani o günden bu yana 20 – 35 yapmışız. Sadece sonuçlara bakarak diyorum ki sezon başlangıcımız acaba bir tesadüf müydü?
Kaybettiğimiz 40 maçla ilgili birkaç detay vermek istiyorum. Şu anda ligin en kötü 5 takımı olan Memphis, Boston, Milwaukee, Charlotte ve Atlanta’ya toplamda tam 8 kez yenilmişiz. Hiçbir iddiası olmayan ve sezon başından beri ne oynadıkları ne yaptıkları belli olmayan takımlara karşı kaybedilen tam 8 maç. Bu maçları aldığımızı düşünsek bugünkü yerimiz 42 – 32 ile Konferans 3.lüğü. Peki fazla irdelemeyelim şu anda play-off yolunda çekiştiğimiz rakiplerimize karşı ne yapmışız ona bakalım. Indiana 2-2, New Jersey 2-2, New York 1-2. Hiç birine bir üstünlüğümüz yok, ve hala bu yarışın içindeyiz. Peki sırrımız ne? Batı konferansı takımlarına karşı alınan galibiyetler. İlk 6 takımı hariç tutarsak geriye kalan takımlar içinde Batı’ya karşı en çok maç kazanan takım konumundayız. 13 Batı galibiyetimiz var iken New Jersey, Indiana ve New York sırasıyla 10, 10, 11 galibiyet alabilmişler. Bu aradaki fark bizim hala bu yarışın içinde olmamızı sağlayan faktör.
Bugün itibariyle bizim 8 diğer takımların ise 9 maçı kaldı. 1 fazla maç 1 fazla galibiyet olasılığı demek, o nedenle az da olsa dezavantajımız mevcut. Takımların kalan maçları şöyle:
Magic: Tor, Mem, @Mil, @Det, @Phi, Bos, @Wash, Miami
Nets: Atl, @Chi, Wash, @Wash, @Cle, NY, @Ind, @NY, Chi
Pacers: Det, @Cha, Bos, @Phi, @Mil, @Mia, NJ, @Atl, Wash
Knicks: Phi, Min, @Mil, Det, @Chi, @NJ, @Tor, NJ, @Cha
Görüldüğü üzere New Jersey tam anlamıyla fikstürün azizliğine uğramış durumda. Atlanta maçı dışında kalan 8 maçlarını da play-off ya da adayı takımlarla yapacaklar. Ayrıca hem Indiana hem de New York’la hem de bunları 3 maç arka arkaya oynayacaklar. Bu noktada tek avantajları Kidd ve Carter gibi 2 tecrübe abidesine sahip olmaları. Diğer üç takımın iddiasız takımlarla yapacakları 4 maçları var. Bunlar tabiî ki büyük avantaj ve bu maçlar da sanırım hedef maçlar olacaktır. Serbest düşüşten San Antonio galibiyetli ile çıkan takas mağduru Pacers’ın da son maçlarına ciddi şekilde asılacağını düşünürsek, kıyamet gibi maçlar bizleri bekliyor diyebiliriz. Bu arada koç değişikliğine giden Milwaukee’nin New Jersey dışındaki diğer 3 takımı sahasında ağırlayacak olması bir anlamda onları kilit takım durumuna da getirmiş gibi gözüküyor.
Orlando 4 takım arasında fikstür açısından en avantajlı takım. Kendi sahasında eksik Toronto, lig sonuncuları Memphis ve Boston ile oynayacak. Son maçı da Detroit’le yarı finalde karşılaşmamak için ligi kasten 6. bitirmek isteyen Miami ile. Üstelik 4 deplasman maçının ikisi de Milwaukee ve Philadelphia ile. Detroit ve Washington deplasmanlarını hiç saymasak bile kazanılması kuvvetle muhtemel 6 maç var önümüzde. New Jersey bunca stresli maça çıkacakken bu kaçırılmaz bir fırsat. Zaten 6 maç kazanırsak 7. sıradan gireriz play-off’lara, ki eğer bu sezon play-off yapacaksa bu takım 7. sıradan yapmalı yoksa yaptığımıza yapacağımıza pişman olur, Detroit sokaklarına paspas oluruz. Şu anda sıralama şu şekilde:
7- Nets 34-39
8- Magic 34-40
9- Pacers 32-41
10- Knicks 31-42
İşin bir de karanlık yüzü var ki kulislerde şu an en yaygın dolaşan dedikodu New York’un play-off yapmasının bizzat Stern ve NBA yönetimi tarafından çok fazla isteniyor olduğu. Neden mi? New York demek reyting demek çünkü! Çünkü New York’un play-off yapması son dönemde azalan basketbol seyircisi sayısının artması demek, reklâmın çoğalması, gelirlerin katlanması demek. İşte bu yüzden avantajlı fikstürü kullanıp ayağımızı denk almalıyız. Yoksa New York’a tahsisi düşünülen sıra yüzünden play-off hayallerimiz tekrar suya düşebilir. Bu da bir nevi haftanın dedikodusu olsun.
New York, Indiana ve New Jersey’in kendi aralarında oynamaları bize büyük bir avantaj sağlayacak ve bu 8 maçta bir faciaya imza atmazsak play-off’lara gireceğiz. Dediğim gibi gireceksek 7. sırayı yakalayabilmeliyiz. Çünkü bu durumda Konferans 2.siyle karşılaşacağız ve bu takım da ya Cleveland ya da Chicago olacak. Her iki takım da başa baş mücadele edebileceğimiz, diş geçirebileceğimiz, bazı alanlarda üstünlüklerimizin olduğu ekipler. İddia ediyorum 7. bitirirsek ilk turu geçeriz! O nedenle ya hep ya hiç!
Aslında bana kalsa bütün maçlarımızı kaybedelim, play-off yapamayalım, Brian Hill kovulsun ve Rick Adelman’la anlaşalım. Çünkü Adelman gibi karizmatik, rotasyonu bilen, oyuncu yetiştirme gayretinde olan ve emeğe saygılı bir koç daha bu piyasada bulmamız çok zor. Tahminim gelecek sene tekrar bir takımın başına geçeceği, umudum ise o takımın bizim takımımız olması. Neyse fazla iç karartmayalım.
Bu sefer farkındasınızdır şu yukarıdaki paragraf haricinde ne oyuncular ne de teknik kadro hakkında hiçbir yorum yapmadım ve yapmayacağım da. Tek dileğim takımın bir takım gibi oynaması ve herkesin birbirine sahip çıkması. Başarı ancak takım olarak yakalanır. Bu dönemde istikrarsız oyunlar çıkartan oyuncularımız, bir maç süper öteki maç yerlerde sürünen oyuncularımız mutlaka olacaktır. Ancak her maçı kazanmak için mutlaka bir şeyler yapacaklar ve 3 senedir ilk kez bu kadar yaklaştıkları bu şansı bu karakterli adamlar geri tepmeyeceklerdir.
Sezon başından beri dediğim gibi ben bu adamlara inanıyorum!
Haydi bize biraz Sihir gösterin!
Normal sezon sonunda görüşmek üzere...
Cenk Yavuz
cenkovich@yahoo.com