| | | | Magic
HILL Ain't The Man But...
| 10.02.2006 | | | Saygılar Orlando Fanatikleri,
Yaklaşık 3 haftalık bir aradan sonra tekrar beraberiz. Okuyanlar son yazımı nasıl bitirdiğimi hatırlayacaklardır “Önümüzdeki maçlar için yorum yapmıyorum keza serseri mayın gibiyiz.”. Gerçekten de öyleydik son 3 haftada. Sırasıyla Washington, Charlotte, Sacramento, Phoenix ve Philadelphia’yı devirdik. Son form durumları ve takımların adına bakmak aslında play-off umudu bitmek üzere olan bir takımın son bir geri dönüş çabası içinde olduğunu göstermekte.
Bu 5 galibiyetli dönemde en büyük pay, bizi de son derece gururlandırır bir biçimde, Hidayet Türkoğlu’ndaydı. 30 sayıları zorladığı, kimsenin sorumluluk almak istemediği anlarda topu istediği ve tek başına savaştığı bu dönemde Hidayet tam bir NBA yıldızı gibi oynadı. Hele Philadelphia maçındaki cesareti aklımdan çıkmıyor. Takımı geride ve maçın bitmesine 30 saniye civarında süre var bir üçlük kullandı ve başarısız oldu, çok hızlı savunmaya döndü, adamını çok iyi savundu çok zor bir şut kullandırttı kaçan şutta çok hızlı hücuma çıktı, topu istedi ve az önce kaçırdığı yerden bir üçlük daha denedi ve bu sefer soktu. Sonraki hücumda Webber maçı uzatmaya götürdü. Uzatmada kazandık. Buradaki önemli mesele Hidayet’in artık eskisi gibi olmaması. Eskiden çok çabuk oyuna küser, sorumluluk almaktan kaçınırdı. Şöyle geriye baktığımızda 2 yıl önce Spurs’te Ginobili’nin sakatlığından sonra ilk 5’e yerleştiği ve NBA’de üçlük yüzdesinde 1. sıraya çıktığı dönem dışında onu pek böyle hatırlayamıyoruz.
Aslında sezon başından beri dikkatle takip edenler durumun farkındadırlar. G.Hill varken yedek kaldığında da hep çıktı ve görevini yaptı. Koç Hill’in sisteminde o bir görev adamı ve hücumda asıl görevi gerektiğinde şut sokmak. Hill’in sakatlığı, Francis’in tabiri caiz ise cıvıması ve son olarak da Nelson’ın sakatlığı Koç Hill’i Hidayet’i hücumda serbest bırakmaya itti. Bu oyunu çok iyi bilen koçların elinde yetişen ve Avrupa basketbolundaki sertliği çok iyi bilen Hidayet bu sezon kariyerinde ilk defa öğrendiği her şeyi sahada uygulamaya başladı. Bu sayede Francis dönmesine karşın hala her maç yaklaşık 15 top kullanıyor ve son Washington maçı hariç çok yüksek bir şut yüzdesiyle oynuyor. Öte yandan ribauntlar ve asistlerde takımına yaptığı katkı da yadsınamaz bir şekilde arttı. Ne demişler işleyen demir ışıldar.
Hidayet haricinde takım hakkında az sonra çok geniş çaplı bir laf kalabalığı yapacağım zaten, şimdilik ilk paragrafın devamına geri döneyim.
Galibiyet serisi daha ne kadar sürer diye merak edilirken takoz Battie sayesinde Knicks maçını hediye ettik (adam maçı kazandıracak 2 serbest atışı kaçırıp tüm Orlando’nun ülserini azdırdı, etti değil azdırdı diyorum çünkü ülsere 2 sezon önce yakalanmıştık!). Hemen arkasında Iverson varken deplasmanda yendiğimiz Philly’e kendi evimizde Iverson yokken rehavetten yenildik. Sonrasında önce Clippers’a ve Arkasından Atlanta’ya aptalca maçlar kaybettik. Pota altında biraz kıpırdandığımız maçta Boston’u yendik ki herkese tam bir sürpriz oldu bu sonuç. Sonra yine Washington ve Wizards mağlubiyetleri ile 5-0’lık seri üzerine 1-6’lık muhteşem bir seri ekledik ve böylece son 3 haftada play-off hedefiyle kat ettiğimiz yolun uzunluğu bir arpa boyunu geçmedi. Francis’in hakkında çıkan takas dedikoduları (Knicks, Nuggets, Portland, Seattle yada bir kaçı arasında dev bir takas her an gerçekleşebilir, bunu da sırf ben dememiş miydim demek için yazdım ) sonrasında yine üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi umarsız ve isteksiz oyunu ve ona boşuna duyulan güven (gerçi artık güveni de geçti pazarlama halini aldı ya neyse!) bizi daha da dibe götürecek gibi.
İşte bu noktada bir suçlu bulmak lazım! Yönetim istifa mı diyelim, şampiyon taraftar basketçiler sahtekâr mı diyelim yoksa Brian evine geri dön mü diyelim? Ne diyelim sevgili cefakâr Orlando Severler?
Başlayalım bakalım kirli çamaşırları ortaya sermeye....
Bence bu aşamada yapılması gereken bu sezonu artık unutmak ve ne galibiyetlere sevinmek ne de mağlubiyetlere üzülmek. Önceki 3 yazımda da dediğim gibi play-off gerçekten çok zor bir hedef halini aldı. 8. sırada bile girebilmek çok çok zor. Başarılı olmak ve yukarılara tırmanmak isteniyorsa öncelikle pota altında sert, istikrarlı ve korkusuz bir 5 numaraya ihtiyacımız var. Rakibiyle kavga edecek bir adam lazım bize. Battie gibi bir çıtkırıldım yada Cato gibi bir kütük işimizi görmez. Elimizde Kasun gibi bir yetenek varken onu acımasızca harcıyoruz. Kasun bir Darko Milicic değil, her yönüyle onun ilerisinde bir genç ve biz onu buna rağmen harcıyoruz. Anlaşılır değil. Yönetim ve Koç Hill Shaq gittiğinden beri otoyol halini alan pota altına bir türlü bir çözüm bulamadılar. Geçen yıl seçilen Howard’a aşırı güven ileride süper star olacağı kuşkusuz olan Howard’ın gelişimini de olumsuz yönde etkilemeye başladı.
Bu noktada Hem yönetime hem de Hill’e birer eksi yazıyoruz.
İkinci eksiyi ise T-Mac takasında elması bombayla takas eden Weisbrod’a veriyoruz.
Üçüncü eksiyi Francis’i adam ederim zannedip üzerine aşırı sorumluluk yükleyen Koç Hill’e yazıyoruz.
Dördüncü eksi de Koç Hill’e gidiyor. Sanki babasının oğluymuş gibi Grant Hill her sakatlıktan döndüğünde onu ilk beşe koyup o sıra çok iyi oynayan Hidayet veya Nelson’ı kestiği için alıyor Hill bu eksiyi.
Beşinci eksi de Hill’in oluyor. Tüm sezon boyu üzerinde iyi çalışılmış bir oyun üretemediği için. Ne doğru düzgün bir pick&roll ne bir post-up ne de başka bir özel oyunu yok Hill’in.
Altıncı eksi ise takımdan ayrılan Weisbrod’a gidiyor (Şu an basketbol operasyonlarının başında vekelaten Otis Smith var). Geçen yılki Draft başarısından sonra bu yılki Vasquez ve Gortat rezaletlerine en azından tavsiyeleriyle imza atılmasına neden olduğu için.
Ve son eksi de yine Hill’e Free Agent piyasasını iyi süzemediği için.
Görüldüğü üzere Hill genel itibariyle birçok noktada yanlış kararlara imza atmış durumda. Oyuncu tercihlerinde belli adamlardan ne olursa olsun vazgeçmemesi, zorunlu kalmadıkça gençlere güvenmemesi, takıma taktiksel açıdan herhangi bir aşama kaydettirememesi (aşırı yavaş tempo oynatması hariç, bu da nasıl bir aşamaysa) Hill acaba doğru adam mı sorusunu gündeme getiriyor. Ben de bu noktada bu soruya yazının başlığında olduğu gibi “HILL AIN’T THE MAN” diyerek cevap veriyorum.
ANCAK, Hill’in Orlando Franchise’nı final oynatan yegâne kişilik olması, Orlando’da halk tarafından çok sevilmesi ve üst üste gelen koç değişiklikleri nedeniyle Weisbrod’un çok fazla tepki çekmiş olması nedeniyle Hill’le bu sene sonuç ne olusa olsun ki bence kesinlikle play-off göremeyeceğiz, gelecek sene de çalışılacak.
Kontratı biten Cato’yu salıverecek ve problem adamı Francis’i postalamak için önemli bir takasa imza atacağımız kesin. Takas dönemi sonuna kadar belki Francis’ten kurtulamayız ama gelecek sezon kesin olarak onu takımda görmeyeceğiz. Önemli nokta onu yollarken Nelson, Hidayet, Howard üçlüsünden birini kaybetmemek. Bunu başarabilirsek gelecek seneden umutlu olabiliriz. Uzun zamandır dediğim gibi Kasun’dan faydalanabilir, Hill’i benche alıştırabilir, Stevenson’ı bırakmazsak oluşacak cap space’i iyi bir 5 numara için kullanabiliriz.
Her ne kadar Hill doğru kişi değil desem de, organizasyonu en iyi tanıyan ve hadiselerin tam göbeğinde olan kişi olduğundan Hill’in kalması ve istikrarın yakalanması taraftarıyım (Vermekten hiç hoşlanmasam da bu noktada Fenerbahçe örneğini vermek istiyorum ve herkese Aziz Yıldırım’ın inadı ile Daum’u hatırlatıyorum). Onun gibi şehri ve camiayı tanıyan birini bulabileceksek ayrı tabii ama bu ihtimal çok ufak.
Bu sezonu 30-35 arası bir galibiyetle kapatırız, geçen sezona göre yine bir arpa boyu alamamış oluruz, dikkat edelim de elimizdeki değerleri yitirmeyelim.
HILL AIN’T THE MAN BUT WE NEED HIM.
Hill belki doğru adam değil ama ona en azından şimdilik ihtiyacımız var.
Bir dahaki yazıda görüşmek üzere…
Cenk Yavuz
cenkovich@yahoo.com |
| | | | Yazara Mesaj | Okunma:
785 | | |
| Bölümün diğer yazıları... | Yazar | Okunma |  |
Kaybolan Sihir – Bir Orlando Magic Analizi (05.06.2010 13:10:06) |
cenky79 | 470 |  |
Değiştiği Anlaşılamayan Orlando Üzerine (05.11.2009 15:37:19) |
cenky79 | 738 |  |
Hidayet - Yenge - Toronto - Portland - Orlando (06.07.2009 15:55:11) |
cenky79 | 828 |  |
Carter Takası, Otis Smith ve Hidayet'in Yolu (26.06.2009 21:06:02) |
cenky79 | 1040 |  |
Usta, Balıkçı ve Nick'in Lanetli Ruhu - LAL - ORL 4. Maç (12.06.2009 13:36:38) |
cenky79 | 637 |  |
Orlando Magic Salvation - LAL - ORL 3. Maç (10.06.2009 15:33:35) |
cenky79 | 551 |  |
Savaş Yeni Başlıyor - LAL - ORL 1. ve 2. Maçlar (08.06.2009 21:07:59) |
cenky79 | 446 |  |
Tahliller ve Reçete - LAL - ORL Eşleşmesi (04.06.2009 19:20:54) |
cenky79 | 461 |  |
Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral CLE - ORL 6.Maç (31.05.2009 07:08:49) |
cenky79 | 630 |  |
Lebron Seriye Tutundu - CLE - ORL 5.Maç (29.05.2009 16:45:37) |
cenky79 | 548 |  |
Kan, Ter ve Gözyaşı - CLE - ORL 4.Maç (27.05.2009 15:13:24) |
cenky79 | 458 |  |
Sinir Harbini Daha Önce Yaşamış Olanlar Kazanır - CLE - ORL 3.Maç (25.05.2009 18:18:09) |
cenky79 | 448 |  |
Son Şut Sihri - CLE - ORL 1. ve 2. Maçlar (23.05.2009 14:05:10) |
cenky79 | 543 |  |
Veni - Vidi - Vici - BOS - ORL 7.Maç (19.05.2009 14:20:42) |
cenky79 | 499 |  |
Geriden Gel, Maç Senin! - BOS - ORL 5. ve 6. Maç (15.05.2009 20:24:32) |
cenky79 | 386 |  |
Son Şut Kurbanları - BOS - ORL 4.Maç (11.05.2009 17:01:08) |
cenky79 | 438 |  |
Orlando'dan Gözdağı - BOS - ORL 3. Maç (11.05.2009 03:14:29) |
cenky79 | 354 |  |
Doc Rivers'tan Karakter Gösterisi - BOS - ORL 2. Maç (07.05.2009 19:17:08) |
cenky79 | 422 |  |
Şampiyonun Yüreğine Çizik - BOS - ORL 1.Maç (05.05.2009 19:09:53) |
cenky79 | 512 |  |
Celtics - Magic Eşleşmesi (03.05.2009 23:37:40) |
cenky79 | 435 |  |
Magic - Sixers Eşleşmesi (17.04.2009 12:50:42) |
cenky79 | 678 |  |
Kabustan Umuda (05.03.2009 16:28:56) |
cenky79 | 608 |  |
Takım Olmak (06.01.2009 15:30:25) |
cenky79 | 931 |  |
Basketbola Aç, Ortaya Karışık (26.10.2008 03:31:00) |
cenky79 | 693 |  |
Yaşandı, Bitti… Sezon ve Ötesi… (04.06.2008 22:45:12) |
cenky79 | 844 |  |
Judgement Day (Hesap Günü) (04.05.2008 09:45:58) |
cenky79 | 790 |  |
Unut yaşananları ve devam et, öğrendiklerini unutmadan... (18.04.2008 16:45:00) |
cenky79 | 657 |  |
Bir Lezzet Öyküsü... Ziyafet - Sıkıntı - Yine de Vazgeçilmez Tatlar... (18.03.2008 23:11:23) |
cenky79 | 876 |  |
Orlando Magic Şifresi (23.01.2008 12:06:02) |
cenky79 | 1332 |  |
Sihirli Değneği Olan Adam (26.11.2007 16:11:46) |
cenky79 | 1285 |  |
Sorular, Cevaplar (01.10.2007) |
cenky79 | 926 |  |
Rüya - Kabus - Halüsinasyon - Diyet - Resim (14.06.2007) |
cenky79 | 1782 |  |
Güneydoğu Plajda, Ya Siz? (30.04.2007) |
cenky79 | 892 |  |
Son Viraja Girerken: Play-off Yarışı (03.04.2007) |
cenky79 | 886 |  |
Adını Siz Koyun... (Rolling Down the Hill - Tepeden Yuvarlanmak) (16.02.2007) |
cenky79 | 1011 |  |
Black Magician (Kara Büyücü) Brian Hill (26.12.2006) |
cenky79 | 1261 |  |
Kabuslar Bitmese de, Korkular Geçmese de... (16.11.2006) |
cenky79 | 949 |  |
Çok Korkuyorum! (13.10.2006) |
cenky79 | 1363 |  |
Sihir Draft'te de Sürecek mi? (12.06.2006) |
cenky79 | 1257 |  |
Welcome To The Real World (03.04.2006) |
cenky79 | 971 |  |
Çok Şükür Ya Rabbi!!! (27.02.2006) |
cenky79 | 883 |  |
HILL Ain't The Man But... (10.02.2006) |
cenky79 | 785 |  |
Gurbet Ellerde Ziyan Oldum! (17.01.2006) |
cenky79 | 862 |  |
Tooo Deep WaterHouse Center (30.12.2005) |
cenky79 | 825 |  |
Orlando'da Neler Oluyor? (12.12.2005) |
cenky79 | 845 | |
|
 | Bugün maç oynanmıyor
 |
|