| | | | Magic
Sorular, Cevaplar
| 01.10.2007 | | | Merhabalar Sevgili Orlando Magic Taraftarları,
Play – off ilk turunda Detroit tarafından silkelenip, Donovan tarafından sokulduğumuz depresyondan Van Gundy ve Lewis imzalarıyla çıktığımız bu anlaşılması güç dönemden sonra, bunca süre yazmamış olmam aslında camiadaki şaşkınlık ve dengesizliğin ne boyutlara ulaştığının en güzel örneklerinden biri. Haziran’daki son yazıyı Van Gundy’nin imzası sonrası yazmış ve 8 soru sormuştum. Gözüken o ki takımın üzerine yoğunlaşması gereken konuları yakalamayı başarmışım. Siz de hazırsanız o sorulara hangi cevapların hangi hamlelerle verildiğini incelemeye başlayalım. İlgi ve önem sırasına göre soruları yeniden sıraladım, bilginize.
Soru 1: Oyuncu seçmelerinde ilk turdan seçebilmek için takas yapılacak mı?
Kendi adıma en çok merak ettiğim ve itiraf ediyorum en çok istediğim ölü sezon hamlesiydi bu. Kimler yoktu ki oyuncu seçmelerinde. Özellikle oyun kurucular ve skorer gardlara dikkat kesilmiştim. Mike Conley Jr, Rudy Fernandez özellikle üzerinde durduğum oyunculardı. Bunlara plase olarak 2. Turda tam bir ganimet olarak gördüğüm uzun forvet Stephane Lasme vardı. Nelson’a karşı oluşan güvensizliğin boyutları artmaya başladığı için kesin olarak oyun kurucu avına çıkmamız gerektiğini düşünüyordum. Golden State ile Arroyo üzerinden takasa gireceğimiz hatta Battie ve Dooling’li bir paketle Sixers’la anlaşacağımız konuşuluyordu. Tanıdığım kadarıyla Otis Smith’in yıldız oyuncu transferi için Milicic ile yolları ayırabileceğini bildiğim için arka alanı kuvvetlendirmek için Howard’ın pivota kayması durumuna istinaden potansiyelli bir forvet Lasme’yi kaçırmayacağını düşünüyordum, hem de Lasme için 40-50. sıra öngörüleri yapılırken.
Ama düşündüklerimin hiç biri olmadı. 39. sırayı Van Gundy için Miami’ye vermiştik, 54. sırayı oyuncu seçimleri sabahı Houston’a para karşılığı sattık ve 44. sırayı da para ve 60. sıra karşılığında Dallas’a verdik. Elimizde ise daha 2-3 sezon NBA’e gelip gelmeyeceği belli olmayan, potansiyelli olduğu bilinen ama NBA için cılız denilebilecek bir adam “Milovan Rakovic” kaldı. Lasme de 46. sıradan Golden State’e gitti. Sonradan anladık ki Otis Smith’in kimseye verecek fazladan 1 cent parası yoktu. O’nun ilgileneceği çok daha önemli işler vardı.
Soru 2: 14 milyonluk serbest bütçe nasıl kullanılacak?
İşte bu soru gerçekten bu sezonun Magic adına nasıl şekilleneceğine ışık tutacak en önemli soruydu. Howard ve Nelson’ın bu sezon sonu bitecek kontratları, FA olan Hill ve Milicic konusunda neler yapılacağı ve tabii ki en önemlisi skorer bir oyuncuyla anlaşılıp anlaşılmayacağı hep bu sorunun cevabında gizliydi. Hele hele bir de takıma yeni bir oyuncu seçilmeyince cevap çok daha önem arz etmeye başladı.
NBA yönetimi tarafından bu sezonki Salary cap’in yani takım bütçelerinin 55,630 milyon $ olarak açıklanması ve bunun bize 2,5 milyonluk bir esneklik daha getirmesi tabiri caizse son hamlelerimizi büyük bir güven içinde yapmamız için ateşleyici bir etken oldu. Donovan rezaleti ve ardından Van Gundy’nin gelişi ile bu sezon artık takımın bir patlama yapması gereği fikri camiada iyice şekillendi. Önce hemen Howard'ın kontratı uzatıldı 5 seneliğine 80 milyon $ karşılığında. Ötesinde zaten ya geleceğe dair şehre bir umut verilmeliydi ya da bu diyardan gidilmeliydi. Orlando Belediye Meclisi’nde uzun süre bekledi Magic’in hem de parasıyla yapımına büyük katkıda bulunacağı yeni bir salon isteği. Ve emin olun takım şekillenip, imzalar atılmadan da onay vermedi meclis salona.
Soru 3: Milicic tutulacak mı ve bu takımın en çok para kazanan oyuncusu olmayı hak ediyor mu?
Soru 4: Takıma çok önemli bir skorer alınmalı mı? Carter, Lewis opsiyonları mevcut mu?
İşte bu iki sorunun cevabı yol haritamızı çizecekti. Milicic çok önemli bir oyuncu mu? Bu takımın Milicic’e mi yoksa bir skorere mi ihtiyacı var? Daha sezon bitmeden tartışılmaya başlandı. Detroit’te neredeyse şamar oğlanı haline getirilmiş bir adam, yeni takımında adeta yeniden doğdu ve aslında yapabileceği birçok şey ve gelişime ne denli açık olduğunu gösterdi. En büyük sıkıntının hem savunma yapabilen hem hücum edebilen bir uzun bulmak olduğu bu ligde hala gelişime açık olan ve gün geçtikçe gelişen, geliştikçe de kuvvetlenen bir yıldız adayını bırakmanın nelere mal olabileceğini çok düşündü Otis Smith.
Ama gözüken o ki Brian Hill’den sonra konuşabildiği, tartışabildiği ve en önemlisi birbirlerine destek çıkıp anlaşabildiği bir Koç’la anlaşmayı başarmıştı Otis Smith. Bilmeyenler olabilir Orlando Magic takımının hiçbir yetkilisi ne Milicic’i ne de menajerini bir kez bile aramadı. Sadece Milicic’in sınırlı serbest halini devam ettirebilmek için göstermelik olarak faksla “qualifying offer” gönderdiler. Onu da 5 gün geçmeden geri çektiklerini faksladılar. Smith ve Van Gundy rotalarını belirlemişlerdi. Pota altı emin ellerdeydi ve bize gereken rakiplerin üzerinde patlayacak bir bombaydı.
Smith, Van Gundy ve Rashard Lewis kontrat görüşmelerinin serbest hale geldiği gece saat 00:01’de önce telefonla görüştüler. O sabah Lewis’e özel uçak gönderildi ve hem yüz yüze görüşmek hem de şehri gezip tesisleri görmek amacıyla Lewis Orlando’ya uçtu. İki taraf da kısa sürede anlaştı. İnanılmazdı ama tereyağından kıl çeker gibi olmuştu Lewis’i Seattle’ın elinden çekip almak. Zaten artık kim tutabilirdi onu takımda. Allen takasa gitmiş, Bob Hill’in kovulmasından sonra halen takımın başında bir koç yok ve daha da ötesi takımın başında bir GM yok. Senelerini vermiş ama geriye tecrübeden başka fazla bir şey alamamıştı. 20 milyon civarındaki oyuncu opsiyonunu kullanmadı ve dile kolay 6 senelik 118 milyonluk kontrata imzasını attı. Böylece hem Lewis çok potansiyelli genç bir takıma 1 numaralı skor opsiyonu ve lider oyuncu olarak geldi hem de Magic uzun süredir istediği yıldız ikiliyi bir sakatlık olmazsa birleştirmiş oldu.
Soru 5: Grant Hill’le tekrar anlaşılacak mı?
Orlando Magic tarihinin belki de Steve Francis ile birlikte en büyük hayal kırıklığı. Rekor ücretle takıma katılıp rekor sayıda maç kaçıran belki de aktif oyunculuk kariyerinde en çok maç kaçıran oyuncu (bu konuyu ciddi bir şekilde araştıracağım). Eşsiz bir beyefendi, eşsiz bir yardımsever, eşsiz bir baba. Taraftarın oynadığı oyuna değil, karakterine hayran olduğu bir oyuncu.
Grant Hill geçirdiği onca sakatlıktan sonra basketboldan bıkmış gibi görünürken bu sezon oynadığı play – off’lar onda yeniden basketbol ateşini yakmaya yetti. Oyunculuk kariyerinde hiç play – off 2.tur maçına çıkmamış bir oyuncu için şampiyonluk ihtimali tıpkı Kaf Dağı’nın ardını görmek gibi. Sezon sonu genel tabloya baktığında bunu, bu kadroyla Magic’le yapamayacağını hissetti ve şampiyonluk adayı takımların tekliflerini dinlemeye başladı. Sezon sonu O kafasından Magic’i Magic de O’nu zaten silmişti. Sezon içinde yapılan fikir alışverişlerinde mid-level’a oynayabileceğini belirtmiş, bu da açıkçası Smith’e planlarını uygulama esnekliğini kaybetmek anlamına geleceği için fazla gelmişti.
Bugün Grant Hill Phoenix’in oyuncusu artık ve orada yedek sırasında bizde ilk beşte çıktığından çok faydalı işler yapacaktır. 2 sene öncesinde gerçekleşmesi gereken ve takımın gelişimini zedeleyen bu ayrılığın en sonunda gerçekleşmesi tahmin edersiniz ki 2 senedir dilinde tüy biten beni inanılmaz sevindirdi. Bence Brian Hill’den sonra Grant Hill’in gitmesi demek daha rasyonel bir rotasyon ve Redick’in kazanılması demek, bekleyip göreceğiz.
Soru 6: Marcin Gortat ve James Augustine konusunda neler yapılacak?
Milicic’in bırakılması, Tony Battie’nin geçen sezon geçirdiği sakatlığın üzerine bir de omzunu incitmesi pota altının sadece, sağlıklı kalmasını umduğumuz, milli oyuncumuz Howard’a kalmasına neden oldu. 2 sezon önce seçilen ve tecrübe kazanması için Almanya’nın Köln takımının yolunu tutan Gortat’ın istatistikleri Avrupa için fena sayılmazdı ama NBA arenasında neler yapabileceğini bilemiyorduk. Bu nedenle yaz ligindeki performansını teknik heyet ve idareciler dikkatle takip ettiler. O da iyi bir yedek olabileceğini özellikle savunmada ve ribauntlardaki performansıyla gösterdi. Şimdilik kendisiyle garanti olmayan bir kontrat imzaladık, ancak hazırlık kampı bittikten sonra garanti kontratı alacağını düşünüyorum. Gortat henüz 23 yaşında ve gelişime son derece açık, asist yeteneği de olan düzgün bir oyuncu, Magic’e çok şey katacaktır. İlginç bir not da Marcin Gortat’ın babası Janusz Gortat’ın Avrupa Şampiyonu ve Olimpiyat üçüncüsü bir boksör olması. Sertliği sayesinde hayatını kazanan böyle bir babadan olma Marcin Gortat’ın Magic pota altına, Milicic’ten sonra bir hayli sertlik getireceğini düşünüyorum.
James Augustine geçen sezon 2.tur seçimimizdi. Sezonun büyük kısmını kenarda oturarak geçirdi ve topu topu 2 maçta toplam 7 dakika oynadı. NBDL’de ise Anaheim’da 8 maça çıktı ve 10 sayı 9 ribaunt ortalamaları yakaladı. Hücum kapasitesi kısıtlı, yardımlaşmalı savunmada ve ribauntlarda etkili bir oyuncu ancak gerçek şu ki Augustine bir NBA oyuncusu değil ve bu şartlar altında kolay kolay da olamaz. Belki bu sezon sonu belki de bitmeden Avrupa’ya açılacağını, ya da açılması gerektiğini düşünüyorum. Vasatın üzerinde bir oyuncu olarak birçok Avrupa takımında yer bulacaktır. Van Gundy kısa beşle oynarsa takımda hiç şansı kalmaz.
Soru 7: Gerekirse şu anda takımın en çok kazananı konumundaki Hidayet takasta kullanılacak mı?
Önemli konulardan biriydi Hidayet’in takımda kalıp kalmayacağı. Grant Hill’in mid – level bir kontratla kalması durumunda takımın en çok kazananı olacak ve yıldız bir oyuncuya yer açmak için büyük ihtimalle Dooling, Arroyo, Bogans, Garrity gibi oyuncularla paketlenerek gönderilecekti. Ancak Otis Smith tercihini Hidayet’ten yana kullandı. Hidayet’in bu sezon hariç 2 yıl daha kontratı mevcut, son sezonu oyuncu opsiyonlu, ve özellikle Avrupa Şampiyonasında gösterdiği performansla her halükarda önemli bir takas değeri olduğunu gösterdi. Ancak Lewis’li takım iyi gitmezse yüksek kalibreli bir gard için sezonun 2. yarısında her şeye rağmen feda edilebilir gibi durmakta. Umalım da Magic’te işler iyi gitsin ve Magic taraftarı olan Türkler olarak da ayrıca gururlanalım.
Soru 8: Nelson bu takımın 1 numaralı oyun kurucusu mu, yoksa yeni bir tercih yapılacak mı?
Sezon sonu kulislerde Nelson’un takas edilebileceği ya da Arroyo’nun takası ve ilave parayla isimli bir oyun kurucu alınarak Nelson’ın yedeğe çekileceği konuşuluyordu. Ancak Van Gundy Arroyo’ya güvendiğini belirtince onunla ilgili takas senaryoları rafa kalktı. Piyasanın en önemli iki oyun kurucusu olan serbest Billups’ın takımında kalması, Mo-Will’in de atmayı çok seven bir isim olması üzerine oyun kurucu mevkiinde soru işaretleri oluştu. Lewis’in imzasından sonra birkaç takımla takas görüşmeleri yapıldı, ancak yaklaşık bir ay önce gelen bir haber bütün dosyaları kapattırdı. Jameer Nelson’ın limanda çalışan babası elim bir kaza sonucu ölmüş ve cesedi 2 gün sonra bulunabilmişti. Bu noktada vefasını gösteren camiamız Nelson’a sahip çıktı ve her türlü desteği göstereceğini açıklayarak en azından şimdilik oyun kurucu dosyalarını rafa kaldırdı.
Ve evet Nelson bu sezona başlarken de takımın 1 numaralı oyun kurucusu.
Yukarıdaki 8 soru ve cevap yeni sezonu olabildiğince şekillendirdi. Milicic’in Memphis’e gidişi ve Battie’nin sanıyorum ki artık kronikleşecek olan sakatlıkları üzerine boşalan pota altımızı, ayrıntılı tanıttığım Gortat ve benim kişisel olarak çok sevdiğim oyunculardan biri olan Adonal Foyle ile doldurduk. Foyle hiçbir zaman yıldız olamamış ama iş ahlakına sahip ve çalışmayı seven bir uzun. İyi bir savunmacı, kötü bir hücumcu. Zaten bizim takımda kimse ondan hücum yapmasını istemeyecek. Gortat’la birlikte uzun rotasyonuna renk ve sertlik getirecekler. Foyle ile 2. sezonu oyuncu opsiyonlu 2 senelik 2,4 milyonluk kontrat yaptık. Foyle kesinlikle sırıtmayacak ve çok faydalı olacaktır.
Hazırlık kampımız 3 gün önce başladı. Kamp kadromuza buradan ulaşabilirsiniz. Kevin Kruger, Torrell Martin ve emektar Bo Outlaw kadrodaki 15. Oyuncu olmak için savaşacaklar. Her biri ile sadece hazırlık kampını içeren kontratlar yapıldı. Benim tahminim Bo Outlaw’un tutulacağı yönünde. Hill de ayrıldıktan sonra takıma ağabeylik edecek ve ekstra motivasyonu sağlayacak isim olarak onu görüyorum (Bo Amca).
Hazırlık kampından ilk izlenimlerim Van Gundy’nin kısa beş üzerine yoğunlaştığı ve
Nelson – Redick – Türkoğlu – Lewis – Howard
tertibi üzerinde durduğu. Redick’in savunma zaafı olduğunu düşünürsek ilerleyen günlerde 2 numarada Bogans’ı veya 2 numaraya Hidayet’i kaydırarak 3 numarada Ariza’yı kullanabileceğini düşünüyorum. Battie’nin ameliyat olasılığının artması Van Gundy’i bu beşe yöneltmiş gibi duruyor. Uzun bir beş olması durumunda ise Battie sağlıklı iken
Nelson – Türkoğlu – Lewis – Battie – Howard
tertibi rakibe eşleşme sorunları çıkartabilecek nitelikte. Her ne olursa olsun bu sezon hızlı oynayan ve hızlı geriye koşan bir takım göreceğimiz ve Nelson ile Hidayet’in daha çok savunmaya odaklanmış oyunlarının yanı sıra, geçen sene hiç göremediğimiz şekilde sadece kendilerine özel hücum setlerini oynayacakları bence kaçınılmaz bir gerçek. Her iki isimden de, tabii Nelson moral olarak kendini toparlayabilirse, bu sezon ribaunt – asist – şut yüzdesi istatistiklerinde artış bekliyorum.
Yukarıda bahsi geçmişti, en sonunda Orlando Belediye Meclisi’nden beklenen karar çıktı ve çok amaçlı spor ve eğlence kompleksinin yapılması kabul edildi. Magic’in de yapımına 145,6 milyon $ katkıda bulunacağı yeni kompleks tam 480 milyona mal olacak. Yeni salonun adı henüz belli değil ama Magic bir terslik olmazsa 2010 – 2011 sezonunda maçlarını burada yapmaya başlayacak. Zaten yeni adını da pek de sevemediğimiz “Amway Arena”ya görünen o ki 3 sezon daha katlanmamız gerekecek.
Orlando’dan Mallorca’ya Aynı Hikâye
Takım ruhu denilen bir kavram vardır ve takımın her oyuncusuna işlemiştir bu eğer gerçekten takım olabildiyseniz. Takım ruhu diye bir kavram vardır ve bunu takıma aşılaması gereken adam o takımın koçudur. Oynayan oynamayana, oynamayan oynayana ve bunların hepsi koça saygı ve güven duymaktan vazgeçerse işte o an takım olmaktan, takım ruhundan bahsedilemez. Çünkü takımın en kıdemli bireyinden başlayarak en kıdemsizine kadar paylaşma duygusunun ne olduğunu içine sindirmiş olmalıdır o takım, olmalıdır ki takım olmalıdır. Herkes kıdemini bilmelidir ki işler düzgün yürüsün, bilmelidir ki sabretmeyi öğrenmelidir. “Sabrın sonu selamet” midir görmelidir. Takımın başındaki adam yanlış yapana yanlışını göstermelidir ki bir daha yapılmasın, ne yanlışı yapan tarafından ne de halefi. Ama ne zaman yanlış yapan uyarılmazsa, ortada ne sabır kalır ne selamet. Dağılıverir çil yavrusu gibi herkes bir yana ve “Ben’im” demeye başlar. İşte o an takım ruhu denilen kavramın üzerine bir bardak soğuk su içilir…
…Ve rotasyon rezaleti! … Rotasyon demek herkesi oynatmak uğruna oyuna ısınmış, o gün gününde olan, eli sıcak adamı kenara alıp 8 – 10 dk oturtup iyice soğuttuktan sonra tekrar sahaya sürmek değildir. Rotasyon demek bilmem kaç maçtır formsuz olsa bile illa ki oyuncu değişikliği yapmak için dökülen bir adamı oyuna almak değildir. Rotasyon demek oyuncuyu oyuna küstürmek değildir. Rotasyon için bir çekirdek kadro belirlersin 8-9 oyuncudan oluşan, gününe ve gereğine göre genişler bu durum. Taaa en yukarda anlattım ya takım ruhu diye, işte bu durumda oynamayanlar saygı duyar oynayanlara ve sahadakiler de bilir ki bir gün oturma sırası kendine gelebilir. Antrenmanlarda daha iyi çalışır her iki taraf da, oynayanı da oynamayanı da her daim hazır olur. Ama bir takımda herkes oynarsa olmaz, “Nasılsa bugün de en kötüsünden 15 – 20 dakika sahadayım” derse bir oyuncun, işte o zaman yanarsın. Bir adam atıyorsa bırak atsın ya da bir adam kaçırdıysa 2 şut hemen alma kenara bir şans daha ver ama tek bir şans, hala deniyorsa 5, 6 o zaman bir dur be Koç! İşte bizim Koç! …
Yeri değil ya yine de yazıyorum. Yukarıdaki satırları aslında geçen Aralık ayında Orlando Magic Koçu Brian Hill için yazmıştım. Tam bir kâbus gibiydi o dönem, hatta play – off yapmamıza rağmen geçen sezonun tümü. Bu kadar potansiyeli olan bir takımdan nasıl oluyor da böyle bir takım sahaya çıkıyor anlamakta güçlük çekiyordum. Sezon bitti, B.Hill görevden alındı ve zannettim ki bir daha bu kâbusu görmem. Yanılmışım. Meğer Hill bir başkasının vücudunda sızmış aramıza.
Yukarıdaki satırları bir kez de aklınıza Bogdan Tanjevic ve Milli Takımımız’ı getirerek okursanız sanki her şeyin yerli yerine kendiliğinden oturduğunu hissedeceksiniz.
Aslında bu hastalığın çözümü belli, Turgay Demirel Otis Smith’in gösterdiği cesareti gösterebilmeli, umarım, pek beklemiyorum ya ama nedense umarım…
Sezon başlarken tekrar görüşmek üzere…
Cenk Yavuz
cenkovich@yahoo.com |
| | | | Yazara Mesaj | Okunma:
926 | | |
| Bölümün diğer yazıları... | Yazar | Okunma |  |
Kaybolan Sihir – Bir Orlando Magic Analizi (05.06.2010 13:10:06) |
cenky79 | 470 |  |
Değiştiği Anlaşılamayan Orlando Üzerine (05.11.2009 15:37:19) |
cenky79 | 737 |  |
Hidayet - Yenge - Toronto - Portland - Orlando (06.07.2009 15:55:11) |
cenky79 | 827 |  |
Carter Takası, Otis Smith ve Hidayet'in Yolu (26.06.2009 21:06:02) |
cenky79 | 1040 |  |
Usta, Balıkçı ve Nick'in Lanetli Ruhu - LAL - ORL 4. Maç (12.06.2009 13:36:38) |
cenky79 | 636 |  |
Orlando Magic Salvation - LAL - ORL 3. Maç (10.06.2009 15:33:35) |
cenky79 | 550 |  |
Savaş Yeni Başlıyor - LAL - ORL 1. ve 2. Maçlar (08.06.2009 21:07:59) |
cenky79 | 446 |  |
Tahliller ve Reçete - LAL - ORL Eşleşmesi (04.06.2009 19:20:54) |
cenky79 | 461 |  |
Kral Öldü, Yaşasın Yeni Kral CLE - ORL 6.Maç (31.05.2009 07:08:49) |
cenky79 | 629 |  |
Lebron Seriye Tutundu - CLE - ORL 5.Maç (29.05.2009 16:45:37) |
cenky79 | 548 |  |
Kan, Ter ve Gözyaşı - CLE - ORL 4.Maç (27.05.2009 15:13:24) |
cenky79 | 458 |  |
Sinir Harbini Daha Önce Yaşamış Olanlar Kazanır - CLE - ORL 3.Maç (25.05.2009 18:18:09) |
cenky79 | 448 |  |
Son Şut Sihri - CLE - ORL 1. ve 2. Maçlar (23.05.2009 14:05:10) |
cenky79 | 542 |  |
Veni - Vidi - Vici - BOS - ORL 7.Maç (19.05.2009 14:20:42) |
cenky79 | 498 |  |
Geriden Gel, Maç Senin! - BOS - ORL 5. ve 6. Maç (15.05.2009 20:24:32) |
cenky79 | 386 |  |
Son Şut Kurbanları - BOS - ORL 4.Maç (11.05.2009 17:01:08) |
cenky79 | 437 |  |
Orlando'dan Gözdağı - BOS - ORL 3. Maç (11.05.2009 03:14:29) |
cenky79 | 354 |  |
Doc Rivers'tan Karakter Gösterisi - BOS - ORL 2. Maç (07.05.2009 19:17:08) |
cenky79 | 422 |  |
Şampiyonun Yüreğine Çizik - BOS - ORL 1.Maç (05.05.2009 19:09:53) |
cenky79 | 511 |  |
Celtics - Magic Eşleşmesi (03.05.2009 23:37:40) |
cenky79 | 435 |  |
Magic - Sixers Eşleşmesi (17.04.2009 12:50:42) |
cenky79 | 678 |  |
Kabustan Umuda (05.03.2009 16:28:56) |
cenky79 | 608 |  |
Takım Olmak (06.01.2009 15:30:25) |
cenky79 | 930 |  |
Basketbola Aç, Ortaya Karışık (26.10.2008 03:31:00) |
cenky79 | 693 |  |
Yaşandı, Bitti… Sezon ve Ötesi… (04.06.2008 22:45:12) |
cenky79 | 844 |  |
Judgement Day (Hesap Günü) (04.05.2008 09:45:58) |
cenky79 | 789 |  |
Unut yaşananları ve devam et, öğrendiklerini unutmadan... (18.04.2008 16:45:00) |
cenky79 | 656 |  |
Bir Lezzet Öyküsü... Ziyafet - Sıkıntı - Yine de Vazgeçilmez Tatlar... (18.03.2008 23:11:23) |
cenky79 | 876 |  |
Orlando Magic Şifresi (23.01.2008 12:06:02) |
cenky79 | 1331 |  |
Sihirli Değneği Olan Adam (26.11.2007 16:11:46) |
cenky79 | 1284 |  |
Sorular, Cevaplar (01.10.2007) |
cenky79 | 926 |  |
Rüya - Kabus - Halüsinasyon - Diyet - Resim (14.06.2007) |
cenky79 | 1782 |  |
Güneydoğu Plajda, Ya Siz? (30.04.2007) |
cenky79 | 892 |  |
Son Viraja Girerken: Play-off Yarışı (03.04.2007) |
cenky79 | 885 |  |
Adını Siz Koyun... (Rolling Down the Hill - Tepeden Yuvarlanmak) (16.02.2007) |
cenky79 | 1010 |  |
Black Magician (Kara Büyücü) Brian Hill (26.12.2006) |
cenky79 | 1261 |  |
Kabuslar Bitmese de, Korkular Geçmese de... (16.11.2006) |
cenky79 | 948 |  |
Çok Korkuyorum! (13.10.2006) |
cenky79 | 1363 |  |
Sihir Draft'te de Sürecek mi? (12.06.2006) |
cenky79 | 1257 |  |
Welcome To The Real World (03.04.2006) |
cenky79 | 970 |  |
Çok Şükür Ya Rabbi!!! (27.02.2006) |
cenky79 | 883 |  |
HILL Ain't The Man But... (10.02.2006) |
cenky79 | 784 |  |
Gurbet Ellerde Ziyan Oldum! (17.01.2006) |
cenky79 | 861 |  |
Tooo Deep WaterHouse Center (30.12.2005) |
cenky79 | 825 |  |
Orlando'da Neler Oluyor? (12.12.2005) |
cenky79 | 845 | |
|
 | Bugün maç oynanmıyor
 |
|